Roller ve Modeller
Güneşin doğuşu ile etraf ısınmaya başlamıştı. Sıcak bir Pazar sabahı idi. Etrafta kimsecikler yoktu. Dükkan kepenkleri yavaş yavaş açılıyor, tezgahlar kurulmaya başlıyordu. Sık dallı, koyu yeşil yapraklı defne ağaçları arasında bisiklet ile turluyorlardı Deniz ve Öykü. Çocukluğunun Bağlarbaşı, Fıstıkağacı sokaklarında da görürdü kapı girişlerinde asılı olan defne yapraklarını. Hoş kokusu ve zeytine benzeyen meyvesi ile ne çok şeyi çağrıştırıyordu. İç içe girmişti tüm geçmiş ve yaşanmışlıklar tıpkı defne ağacındaki yapraklar misali. Kimi zaman kendi çocukluğunda geziniyordu. Kimi zaman kızı Öykü'nün çocukluğuna gidiyordu. Kendi kariyer hırsları ve kişisel çıkarları sebebi ile; yarım kalmış acı ve pişmanlık dolu hikayesine. Pişmanlığı arttıkça yine gözünün önüne aynı görüntü geliyordu. Defalarca, defalarca aynı görüntü... Havaalanında sırtlarında çantaları ile Paris yolcusu iki çocuk... Beş yaşında arkasını dönüp ağlayan bir erkek çocuğu ve “Yeter artık ağlama ve ö...