Kayıtlar

güven etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GÜVENLİ BAĞLANMA & KARARSIZ BAĞLANMA

Resim
İnsanlarla aramızda ilişki (bağ) olabilmesi için birbirimizin ihtiyacını gidermemiz gerekir. Eğer ihtiyaçsız olsaydık, aramızda bir alışveriş olmayacak, dolayısıyla ilişki kurmak için motivasyonumuz da kalmayacaktı. Kendi marifetlerimizin gidermeye yetmediği ihtiyaçları, dış dünyadan gidermeye çalışmak bizi ilişki kurmaya zorunlu tutar. Ve ihtiyaç gördükçe karşı tarafta bir anlamımız olmaya başlar. Böylece ilişki yani bağ dediğimiz kavram oluşur. İhtiyaç görebilmek için ihtiyacı fark etmemiz gerekir. İhtiyacı fark edebilmem ve değişiklikleri anlayabilmem için belli dönemlerde karşımdakine bilinç vermem, onu gözlemlemem gerekir. İhtiyacı anlamaya çalışmazsam, İhtiyacı gidermek yerine kestirme çözümlerle ihtiyacı geçiştirmeye çalışırsam, Sürecin hakkını vermediğim için ilişkide aldığım sonuçlar olumsuz olur. Ne demek bu? Diyelim ki bir bebeğimiz var; İlk başta hiçbir ihtiyacını söyleyemiyor. Benim işaretlerden ihtiyacı anlamam ve gidermem gerekiyor. Ve bunun zamanlama...

BİZİM EVDE BİR YANLIŞ DÖRT DOĞRUYU GÖTÜRÜYOR...

Resim
Elleri daha tazecik teniyle kaplıyken yer yer kanlı lekelerle süslenmişti. Lekelerden belli oluyordu ki çok uğraşmıştı. Kazımış, kaşımış tekrar kazımış ve canını acıtmıştı. Rahat değildi belli ki. Kazıdıkça alışkanlık haline gelmiş, kendine zarar vermekten çekinmez olmuştu. Hatta zaman içerisinde bununla rahatlar olmuştu. İnsan acı ile nasıl rahatlardı? Daha on altısında onun dünyası buna nasıl karar vermişti? En güzel ve en canlı yaşında kendine neden bu kadar zarar veriyordu? Kollarını ve bileklerini saklamaya çalışması kendinin de yaptığından memnun olmadığını gösteriyordu aslında. Halbuki yaşı ilerlemiş, teni değişmiş, kırışıklıkları artmış, çizgilerinin aralarındaki gölgeler kalınlaşmış biri için tenini beğenmemek daha anlaşılırdı. Ama onun için hiç anlaşılır değildi. Daha hiçbir kırışıklığı bile yokken… Pembe beyaz taptaze bir teni vardı. Yumuşacık ve çok güzel… Ama o bu güzelliği kazımış, yara izleri ile doldurmuştu.

Aynı Yamaca Bakan İki İnsan

Resim
Yamacın üzeri yemyeşil otlar ile kaplıydı. Otların içerisindeki beyaz kır çiçekleri adeta gelin duvağını anıdırıyordu. Hafif esen rüzgârla çiçeklerin kokusu her yere dağılmıştı. Bir yandan kuş cıvıltıları, bir yandan rüzgarın esintisi ile dağılan mis kokular...Yer, gök, yürek her yer çiçek açmıştı adeta... Kadın, bir yandan elbisesinin eteklerini tutuyor, bir yandan çiçekleri ezmemek için parmak uçları ile çimlerde sekiyordu. Yüzündeki tebessümle yamaçtaki görsel şölenin çok estetik olduğunu düşünüyordu.  Dağın eteğine doğru yaklaştı. Kır çiçekleri ile dolu yeşil yamaca doğru baktı. Yamacın çok dik olduğunu fark etti. Etrafından dolaşmak çok zaman kaybına sebep olabilirdi. Esen rüzgar, tepedeki geçitin de zorlu olduğunu işaret ediyordu. Ama bu tepeyi aşmak zorundaydı genç adam... Çünkü su, tepenin diğer tarafındaydı ve ailesinin o suya ihtiyacı vardı. Hiç düşünmeden gücünü topladı ve yamaca doğru emin adımlarla yürüdü. Yamacın o zorlu yokuşu bittiğinde genç adam da suya u...

Anne Ben Senin Sandığın Gibi Değilim…

Resim
Anne ben senin sandığın gibi değilim… O gün çok kalabalık bir organizasyon vardı. Herkes gelenlere hizmet ediyor kimse birbirinin işine karışmıyordu. Askerlerini uğurlamaya gelmiş buluşma mekanı olarak oraya seçmişlerdi. Güzel bir topluluk vardı içerde. Esprili, neşeli ve sohbetli bir topluluktu. Küçük çocuklar da vardı ve ortalıkta ayak altında dolaşıyorlardı. Mekan 3 katlı eski bir konaktı. Ahşap merdivenli, biraz da servisi meşakkatli bir kafeydi.  Garsonlar birbirleriyle kardeş gibi olmuşlardı. Mekan sahipleri bir anne ve oğluydu. O yüzden işletmeye girenler evlerine gelmiş gibi hissederlerdi. Hatta servisleri gecikince kalkıp kendi işlerini kendilerinin gördüğü bile olurdu. O günlerde anne ile oğlunun arası biraz gergindi. Anne neden olduğunu anlayamıyordu ama bir türlü oğluyla iletişim kuramıyordu. İlişkilerinde bu kadar mutsuz oldukları bir dönem olmamıştı. Çok asabiydi oğlu. Herkese karşı sert tavırları ve asık suratı dikkat çekiyordu. İşe sabahları geç kalıyor...