Kayıtlar

ilişki etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GÜVENLİ BAĞLANMA & KARARSIZ BAĞLANMA

Resim
İnsanlarla aramızda ilişki (bağ) olabilmesi için birbirimizin ihtiyacını gidermemiz gerekir. Eğer ihtiyaçsız olsaydık, aramızda bir alışveriş olmayacak, dolayısıyla ilişki kurmak için motivasyonumuz da kalmayacaktı. Kendi marifetlerimizin gidermeye yetmediği ihtiyaçları, dış dünyadan gidermeye çalışmak bizi ilişki kurmaya zorunlu tutar. Ve ihtiyaç gördükçe karşı tarafta bir anlamımız olmaya başlar. Böylece ilişki yani bağ dediğimiz kavram oluşur. İhtiyaç görebilmek için ihtiyacı fark etmemiz gerekir. İhtiyacı fark edebilmem ve değişiklikleri anlayabilmem için belli dönemlerde karşımdakine bilinç vermem, onu gözlemlemem gerekir. İhtiyacı anlamaya çalışmazsam, İhtiyacı gidermek yerine kestirme çözümlerle ihtiyacı geçiştirmeye çalışırsam, Sürecin hakkını vermediğim için ilişkide aldığım sonuçlar olumsuz olur. Ne demek bu? Diyelim ki bir bebeğimiz var; İlk başta hiçbir ihtiyacını söyleyemiyor. Benim işaretlerden ihtiyacı anlamam ve gidermem gerekiyor. Ve bunun zamanlama...

İLETİŞİM NEDİR?

Resim
İletişim konuşmak mıdır? Eğer konuşmak olsaydı, konuşarak problemlerimizi çözmemiz gerekmez miydi? İletişim nedir?

BİRİCİK OĞLU

Resim
Oğlu için en iyisini istiyordu. Bir anne olarak elinden gelenin en iyisini yapma gayreti yüksekti. Anne olmak onun için önemliydi. Anneliğin hep kadınlara verilen mucizevi bir görev olduğuna inanırdı. Oğlu için en iyi yemekleri yapardı. Ayrıca şık ve temiz giyinmesi için oldukça özen gösterirdi. Okulda başarısı için ayrı çaba sarf ederdi. Oğlunun düzgün bir eğitim alabilmesi adına öğretmenleri ile hep konuşurdu. Her gün oğlunu anaokulundan aldığında hocalarıyla sohbet ediyor sonrasında da ödevlerini kontrol ediyordu. Yatmadan önce her gece hikaye kitapları okuyordu. İyi ve sağlıklı beslenmede oldukça önemliydi. Sabahları pekmezini, portakal suyunu eksik etmezdi. Okula giderken ayrıca ona geliştirici hikayeler dinletiyordu. Çocuğunu kendini daha iyi ifade edebilmesi icin drama derslerine yazdırmıştı. Hafta sonu müzik derslerine, hafta içi de spor derslerine götürüyordu. Bir süre sonra oğlu ilkokula başladı. Aynı düzen ve oğluna olan ilgisi artarak devam ediyordu. Okuldaki...

HATADAN DÖNÜŞ HAKKI...

Resim
Aynur yine hıçkırıklara boğularak kapatmıştı telefonu. Daha doğrusu suratına kapatılmıştı telefon. Suratına çarpılmıştı gerçekler, acı gerçekler... Kızı zaten çocukluğundan beri böyleydi. Büyüyünce düzelir demişti. Ama problemler de hayat gibi durağan değildi. Çözülmeyen her şey daha da kötüye giderdi... Giderdi de kızının bu kadar ileri gideceğini de hiç düşünmezdi. Düşünmek istemezdi. "Sen benim en büyük düşmanımsın" diye bir insan nasıl diyebilirdi annesine? Hem de Aynur yıllarca kızının sözlerini düzeltmeye çalışırken... 'Bana böyle deme. Neden böyle konuşuyorsun?...' Oysa sözler sadece sonuçtu. Yıllarca süregelen yanlış sebeplerin sonucu... Daha da acısı doğruyu yaptığını zannederken kendi eliyle kendine zalim yetiştirdiğini öğrenmesi olmuştu. Yengesi deyince ona kızmıştı da katıldığı bir seminerde, 'Her insan kendi zalimini oluşturur' ‘u duyunca sarsılmıştı. Ve o derste anlatılanlar... Sanki kendi hayatını karşıdan izliyordu. Meğer ne ...

BİZİM EVDE BİR YANLIŞ DÖRT DOĞRUYU GÖTÜRÜYOR...

Resim
Elleri daha tazecik teniyle kaplıyken yer yer kanlı lekelerle süslenmişti. Lekelerden belli oluyordu ki çok uğraşmıştı. Kazımış, kaşımış tekrar kazımış ve canını acıtmıştı. Rahat değildi belli ki. Kazıdıkça alışkanlık haline gelmiş, kendine zarar vermekten çekinmez olmuştu. Hatta zaman içerisinde bununla rahatlar olmuştu. İnsan acı ile nasıl rahatlardı? Daha on altısında onun dünyası buna nasıl karar vermişti? En güzel ve en canlı yaşında kendine neden bu kadar zarar veriyordu? Kollarını ve bileklerini saklamaya çalışması kendinin de yaptığından memnun olmadığını gösteriyordu aslında. Halbuki yaşı ilerlemiş, teni değişmiş, kırışıklıkları artmış, çizgilerinin aralarındaki gölgeler kalınlaşmış biri için tenini beğenmemek daha anlaşılırdı. Ama onun için hiç anlaşılır değildi. Daha hiçbir kırışıklığı bile yokken… Pembe beyaz taptaze bir teni vardı. Yumuşacık ve çok güzel… Ama o bu güzelliği kazımış, yara izleri ile doldurmuştu.

Roller ve Modeller

Resim
Güneşin doğuşu ile etraf ısınmaya başlamıştı. Sıcak bir Pazar sabahı idi. Etrafta kimsecikler yoktu. Dükkan kepenkleri  yavaş yavaş açılıyor, tezgahlar kurulmaya başlıyordu. Sık dallı, koyu yeşil yapraklı defne ağaçları arasında bisiklet ile turluyorlardı Deniz ve Öykü. Çocukluğunun Bağlarbaşı, Fıstıkağacı sokaklarında da görürdü kapı girişlerinde asılı olan defne yapraklarını. Hoş kokusu ve zeytine benzeyen meyvesi ile ne çok şeyi çağrıştırıyordu. İç içe girmişti tüm geçmiş ve yaşanmışlıklar tıpkı defne ağacındaki yapraklar misali. Kimi zaman kendi çocukluğunda geziniyordu. Kimi zaman kızı Öykü'nün çocukluğuna gidiyordu. Kendi kariyer hırsları ve kişisel çıkarları sebebi ile; yarım kalmış acı ve pişmanlık dolu hikayesine. Pişmanlığı arttıkça yine gözünün önüne aynı görüntü geliyordu. Defalarca, defalarca aynı görüntü... Havaalanında sırtlarında çantaları ile Paris yolcusu iki çocuk... Beş yaşında arkasını dönüp ağlayan bir erkek çocuğu ve “Yeter artık ağlama ve ö...

Anne Ben Senin Sandığın Gibi Değilim…

Resim
Anne ben senin sandığın gibi değilim… O gün çok kalabalık bir organizasyon vardı. Herkes gelenlere hizmet ediyor kimse birbirinin işine karışmıyordu. Askerlerini uğurlamaya gelmiş buluşma mekanı olarak oraya seçmişlerdi. Güzel bir topluluk vardı içerde. Esprili, neşeli ve sohbetli bir topluluktu. Küçük çocuklar da vardı ve ortalıkta ayak altında dolaşıyorlardı. Mekan 3 katlı eski bir konaktı. Ahşap merdivenli, biraz da servisi meşakkatli bir kafeydi.  Garsonlar birbirleriyle kardeş gibi olmuşlardı. Mekan sahipleri bir anne ve oğluydu. O yüzden işletmeye girenler evlerine gelmiş gibi hissederlerdi. Hatta servisleri gecikince kalkıp kendi işlerini kendilerinin gördüğü bile olurdu. O günlerde anne ile oğlunun arası biraz gergindi. Anne neden olduğunu anlayamıyordu ama bir türlü oğluyla iletişim kuramıyordu. İlişkilerinde bu kadar mutsuz oldukları bir dönem olmamıştı. Çok asabiydi oğlu. Herkese karşı sert tavırları ve asık suratı dikkat çekiyordu. İşe sabahları geç kalıyor...